İran ulusal efsanesi, A Litrary History Of Persia (Cilt I, 1902) adlı eserinde E. G. Browne’nin de işaret ettiği gibi, en ileri ifadesini Şahname (Şahların Kitabı)’de bulur. Sultan Gazneli Mahmut’un talebiyle Firdevsi’nin kaleme aldığı bu destanın kırk yıllık bir emeğin sonucunda M.S. 1010 yılında tamamlandığı tahmin ediliyor. Bu tarih doğruysa, kitabını bu tarihten on yıl kadar önce bitirdiği söylenen El Biruni’nin Şahname’den nasıl olup da haberdar olduğu anlaşılmaz kalır. Açık ki Şahname, Browne’nin verdiği tarihten daha erken tamamlanmış olmalıdır.
Eski İranlılar’ın kendi antik tarihlerine ilişkin fikirlerini çıkardıkları ana kaynak Şahname olmuş. Prof. Nöldeke, 1896 yılında yayınlanan Das İranische Nationalespos başlıklı bir makalesinde bu destanı genişçe yorumlar.
El Biruni, M.S. 1000 yılında yazdığı The Chronology Of Ancient Nations adlı kitabında (Edward Sachau çevirisi, 1879), Avesta ve Şahname de  dahil bu efsanenin değişik versiyonlarına dayanarak karşılaştırmalı bir özet çıkartır (Bk. a.g.y., s.107-133).
Şahname, İran ulusal efsanesinin en son ve destan (şiir) formunu temsil ediyor. Browne Şahname’deki versiyonun ve onun Nöldeke tarafından yorumunun bir özetini verir bize.
İran tarihini ilk insan Gayomarth (Gilşah, Girşah) ile başlatan İran geleneği, Şahname’deki versiyona göre, İslam-öncesi dönemin İran’ında 4 hanedanlık bulunduğunu söyler: Pişdadi, Keyani, Aşkani ve Sasani.
Browne, gerçek İran tarihinde olmadıklarını söylediği Peşdadiler’le Keyaniler’i tamamen mitolojik sayar. Ama son ikisi tamamen tarihseldirler. Aşkaniler Partlar’a, sonuncusu ise adı üzerinde Sasaniler’e tekabül eder.
Gayomart, efsanevi Pişdadiler’in ilk kralıdır. Avesta’nın ilk insanı Gayo Mareta, yani Zerdüştler’in Ademi’dir. O ölünce yerine torunu Huşang geçer. Tesadüfen ateşi keşfeden Huşang, bu büyük buluşunu anmak amacıyla Sadah Festivali’ni koyar. O’nun yerine oğlu Tahmurat, sonra da Tahmurat’ın oğlu Cemşit (Jam-shit) geçer tahta. Cemşit, kendisinden öncekilere göre İran ulusal efsanesinin çok daha önemli bir figürüdür.
Cem (Jam), Browne’ye göre, Hindular’daki Yama ve Avesta’nın mitolojisinde Ahura Mazda tarafından kendi mesajını insanlığa iletmeye çağrılan ama bunu yapmayan Yima’nın kendisidir. O’nun adındaki –şid, güneş anlamlı Hurşit adında da karşılaşılan eski bir ünvandır.
Şahname’ye göre Newroz Festivali’ni koyan Yima adlı bu büyük kraldır. Yima (Yama, Cemşit), 700 yıllık bir yönetimi takiben Dahak tarafından devrilir ve öldürülür. Dahak, Avesta’daki yılan (ejderha) Azhi Dahaka’yı temsil eder. Efsaneye göre O’nun omuzlarından her gün insan beyniyle beslenmesi gereken iki yılan peydah olmuştur. Biruni, onun Aryan mitolojisindeki üç başlı dragona karşılık düştüğünü yazar. Firdewsi’de Dahak, anısı hâlâ yaşayan Arap istilasının neden olduğu nefret nedeniyle Arap bir karektere dönüştürülür. Dahak, Kawa adlı bir demircinin kışkırttığı bir halk isyanıyla devrilir. Böylece Kawa ulusal kurtuluşun simgesine  dönüşür. Bazı versiyonlarda Kava’nın işlevi Feridun’a yüklenir.
Dahak’ı yenilgiye uğratan Feridun, onu Damawand zirvesinde bir mağaraya hapseder ve kendisi çıkar tahta. Ama kendi ailesi içinde sorunlarla karşılaşınca geniş imparatorluğunu İraj, Salm ve Tur arasında bölüştürür. Browne’ye göre Feridun’un üç oğlunun Tevrat’taki Şem, Ham ve Yafet’e karşılık düştükleri söylenebilir.
Feridun, İran’ı en küçük oğlu İraj’a verir. Ama İraj, kardeşleri Salm ve Tur tarafından öldürülür. O’nun oğlu Manuçer, iki amcasını öldürerek babasının intikamını alır ve onların başlarını dedesi Feridun’a yollar. Efsanedeki Tur, Türkler’i temsil eder. Gerçek İran tarihinin çok büyük bir bölümünü işgal eden Türki ve İrani halklar arasındaki savaşlar efsanede Tur’un ve İraj’ın oğulları arasındaki savaşlar şeklinde yansır.
Bu noktadan sonra İran ulusal efsanesi Sistan ve Zebulistan’ın soylu bir ailesine mensup olan Neriman, Sam, Zal, Rustem ve Suhrab gibi Avesta’da rastlanmayan bir seri kahramanla ilişkili olaylarla sürer.
Bunlardan en önemlisi Rustem’dir. Rüstem asırlarca İran Keyani krallarını (Key Kubad, Key Kavus ve Key Hüsrev’i) tehlike ve güçlüklerden kurtarmaya çalışır, insanlara ve şeytanlara karşı bir seri kahramanca macerada baş rolü oynar. Sonunda kardeşinin ihaneti ile öldürülür.
Browne’nin yazdığına göre, Rüstem ve ataları Sistan efsanesine aitler. Rüstem’in adına son Pehlevi yazıtlarından bir-ikisinde rastlanır sadece. Onu Sistan efsanesini bilmediği sanılan Avesta yazarı tanımaz. Ama Rüstem’in yaptıkları 7.-8. Yüzyılda yaşayan Ermeni tarihçisi Moses Khorene tarafından bilinmektedir.
M.S. 635 yılındaki Qadisiye savaşında Araplar’ın yenilgiye uğrattığı ve öldürdüğü Sasani generali, efsanevi kahraman Rüstem’in adaşıydı.
Rüstem’in ölümü Keyaniler döneminin sonudur. İran efsanesinin tamamen mitsel olan dönemi burda biter.
Sonra Ardaşir (Bahman, Artaxerxes) görünür sahnede. Magi töresine göre kendi bacısı Khumani (Humay) ile evlenir ve ondan Dara adlı bir oğlu olur. Humay’ın kardeşi Sasan kendi kızkardeşinin kraliçe yapıldığını görünce umutsuzluğa kapılıp dağlara çıkar, ‘Kürtler’ ve çobanlar arasına karışır.
İranlılar’ın inancına göre Sasani kralları işte bu Sasan’ın soyundan gelmedirler.
Sasani kralları Keyaniler’in meşru halefleri olarak görülürler. Sasaniler’in kurucusu Ardaşir Babakan’ın Sasan’ın torununun torunu olduğu söylenir. Şecerelerini böyle sunmakla Sasaniler’in kendilerini İran’ın meşru yöneticileri olarak kabul ettirmeyi amaçladıkları düşünülüyor.
Ulusal efsaneye bu noktada tamamen yabancı bir unsur olarak İskender romanı girer. Firdevsi de dahil İranlılar İskender’i kendi öz kralları arasına dahil eder ve onu Dara’nın oğlu sayarlar. Sözde, Birinci Dara Makedon Filip’in kızıyla evlenmiş ve ondan İskender adlı bir oğlu olmuştur.
Antik Pişdadi ve Keyani kralları dönemi burada kapanır.
Ulusal efsanede Partlar’a ilişkin bilinenler sınırlıdır. İranlılar’da ulusal hafızanın aslında Sasaniler’den daha gerilere gitmediğini düşünen Browne’ye göre, Sasani dönemiyle birliktedir ki İran ulusal destanı gerçek tarih alanına girer ve daha tarihsel bir nitelik kazanır.
Avesta’da Şahname kahramanlarına referanslar bulunduğuna göre, Avesta kompoze edildiğinde Şahname’deki efsanenin kaba hatlarıyla mevcut olduğu sanılıyor. Yani hayli antik bir efsane ile karşı karşıyayız. Agathias’ın Sasan, Papak ve Ardaşir hakkında dedikleri de Yunan yazarlarının bu efsaneyi bildiklerini göstermektedir.
Ulusal efsane bir kraldan diğerine, bir hanedanlıktan ötekine aktarılmış. Örneğin ilk Akamenid kralı Cyrus’un Medler’e karşı savaşı ile ilk Sasani kralı Ardaşir’in Partlar’la savaşı arasında güçlü bir paralellik mevcut.
Kartal (Simurg, Huma) bir yüce kraliyet kuşudur;  Akamenidler’in, Zal ve Ardaşir’in koruyucusu olarak görünür. Buna benzer bir rol Keyaniler’den Nudhar ile Sasaniler’den Piruz’un Turanlılar’ın istilasından kurtarılışında soylu Karen ailesinin iki üyesi tarafından oynanır.
Ulusal Destan’ın Sasaniler’le ilgili bölümünden bir parça Pehlevice yazılan ve büyük ihtimal M.S. 600 yılında kompoze edilmiş olan Karnamek-i Ardaşir-i Papakan’da mevcuttur (Bk. Browne, a.g.e., s. 110-123).
İran ulusal efsanesinin Sasaniler tarafından kaydedilen şekline esas formunu Partlar’ın vermiş olabileceğini düşünen yazarlar vardır.