Çin medeniyeti; Mezopotamya, Mısır ve Hint’in yanısıra dünyadaki en eski dört medeniyetten biri olarak kabul edilir. İlk üçünden daha geç gelse de yaklaşık dört-bin yıl boyunca kesintisiz sürebilen tek medeniyet oldu.
Çin uygarlığının ana beşiği Yellow Nehri havzalarıydı. Burada en eski zamanlardan beri yerleşmeler bulunduğunun işaretleri var.
Çin uygarlığı ve alfabesinin orijinini Mezopotamya’da arayanlar varsa da, bu konuda egemen görüş, oldukça tecrit halde yaşayan Çinliler’in, yerli, otokton bir uygarlığa sahip olduklarıdır. Bu nedenle de Çin uygarlığının orijini ve evrimi konusunda daha çok Çin kayıtlarına dayanma gereğine vurgu düşülür.
Çin tarihçileri Çin’in antik tarihini, Erken, Orta ve Geç antik çağ olmak üzere aşamalara bölerler.
En eski Çin hanedanlığı Hsia Hanedanlığı (2205-1766 M.Ö)’dır. Ona ilişkin bilgiler rivayetlere dayanıyor. Daha sonra Shang Hanedanlığı (1766-1122 veya 1500-1050 M.Ö) gelir.
Bu ikisi Çin’in tarih-öncesine aittirler.
Tarihin başladığı noktada Çin, zaten yüksek bir uygarlık düzeyinde bulunuyordu.
Az evvel adını andığımız hanedanlıkları Chou veya Zhou (1122-256 M.Ö), Bahar ve Yaz Peryodu adı da verilen Doğu Chou/Zhou (722-481 M.Ö), Savaşan Devletler  (403-221 M.Ö) dönemleri takib eder.
Bunları, adı China (Çin) olarak hala yaşayan ve Çin’i bir imparatorluk halinde birleştiren Ch’in (Qin, Ts’in) hanedanlığı (221-207/206 M.Ö) izler.
Ünlü Çin  Seddi, Ch’in/Qin hanedanlığı döneminde yapıldı.
Daha sonra bir isyan yoluyla kabaca Roma İmparatorluğu ile çağdaş olan Han hanedanlığı kuruldu (M.Ö. 206-M.S 220). Hanlar dönemi, Doğu ve Batı Han veya Eski ve Yeni Han diye ayrılır.
Çinliler halen kendilerini Han’lılar olarak adlandırır. Bu hanedanlık Ch’in (Qin) yıkılınca kuruldu. Çin milliyetinin doğuşu bazı kaynaklarda Hanlar’la başlatılır.
Qin (Ch’in) ve Han hanedanlıkları dönemlerinde fetihler yoluyla tüm devletler tek bir imparatorluk halinde birleştirilir. Böylece ilk kez bu iki hanedanlık altındadır ki, Çin’de merkezi bir monarşi doğar.
Asıl Çinliler’i Moğol, Tibet vd gibi Çin azınlıklarından ayırt etmek için Han Chinese kavramı kullanılır.
M.Ö. 3. Yüzyılda Türkçe konuşan aşiretlere ait Hsiung-nu hanedanlığı var bir de. Bunların Hunlar’la akraba olabileceği sanılıyor. Sonunda onların kurdukları imparatorluk (Batı Mançurya’dan Çin Türkistan’ı ve Pamirler’e dek uzanan ve Moğolistan ile Güney Sibirya’yı da içeren) Han Hanedanlığı tarafından zaptedildi.
Daha sonraki hanedanlıklara gelince: Hsin (M.S. 8-23), birbirini izleyen üç krallık dönemini ifade eden Üç Krallık (220-265), Batı Chin (265-316), Kuzey ve Güney hanedanlıkları (420-581), Sui (581-618), T’ang (618-907), Beş Hanedanlık ve On Krallık (907-960), ve Sung (960-1126 Kuzey, 1126-1279 Güney Sung) hanedanlıkları bunlardan bazılarıdır.
Bunlara Kuzey-Batı Çin’de Moğolca konuşan ve Khitan denen Şaman inançlı aşiretlere ait Liao (907-1125) ve onun devamı olan 12. Yüzyılın Kara Khitai hanedanlığını da eklemek gerek. 10. Yüzyıl ortalarında (946) Geç Chin hanedanlığını yıkan ve Güney Mançurya’da iktidara gelen bu Moğol aşiretleri Çin tahtını talep ediyorlardı. Çin-modeli kurumları, Çin ünvanlarını, Çin törenleri ve yazı-dilini benimseyen Liao hanedanı Çinliler’in bir kesiminden de destek gördü. Mançurya adı, Manchu adında Tungusik bir halkın adından gelmedir. Manchular’la Koreliler’in aynı orijinden oldukları söylenir.
Daha sonra şu hanedanlıkları görüyoruz: Kuzey Çin’de Asıl Çinliler’e değil Doğu Mançurya ve dolaylarından olduğu söylenen Jurched’ler adında Tungusik bir halka ait Chin (1115/1122-1234), Yuan (1271-1368), Ming (1368-1644) ve Ming Evi yıkılınca kurulan Ch’ing (1644-1911).
Ardından Cumhuriyet (1911-1949) ve daha sonraki Halk Cumhuriyeti geliyor.
Kaynaklarda Çin’de kurulan devletlerin kronolojik tablosu veya Çin tarihinin peryodları böyle verilir.
Yılmaz Öztuna Siyenpiler/Tabgaçlar hanedanlığı (216-394) ile nerede bulunduğunu belirtmediği bir Dimlin/Timlin (M.Ö. 300’lerden M.S. 550’lere kadar varolan) krallığından da sözetmektedir. Asıl adı Temujin olup Chinggis (Genghis, Jenghiz) ünvanını alan ve Cengiz Han diye ünlenen büyük Moğol hanının kurduğu devleti de anmak gerekir belki.
Orta Asya steplerinde iktidar olan göçebe Moğol halkı, Çin’in tümünü veya bazı kesimlerini zapt ederek Kuzey Wie, Liao ve Chin gibi, Çin modeli hanedanlıklar kurdu. Qin veya Kin şeklinde de söylenen Chin (veya Tsin) adının altın anlamına geldiği söylenir. Tatar aşiretlerinden biri de bu adı ünvan olarak benimser ve kendi kurduğu hanedanlığa (Chin/Kin Hanedanlığı) da ad olarak verir bunu. Bu Tatar aşireti bu nedenledir ki, bazen Altın Ordu (The Golden Horde) diye çağrılır.
Çin dilini resmi dili yapan ve Çin  adetlerini benimseyen Kuzey Wie Hanedanlığı (386-534) Budizmi korudu.
Budizm, kabaca Konfüçyüs (doğ. M.Ö. 551) ile aynı çağda Kuzey Hindistan’da yaşayan Gautama’nın öğretisinden gelişti. Hristiyanlık çağı başında Çin’e de taşınan Budizm, M.S. 4. ve 5. yüzyıllarda Çin kültüründe etkili bir yer edindi. Çin’de özellikle M.S. 8. yüzyılda geliştiği için, bu yüzyıla Çin’de Budizm Çağı adı veriliyor. Çin’de Budizm günümüze dek yaşadı.
Konfüçyüs ve Buda, yaklaşık olarak Sokrates (doğ. M.Ö. 469) ve Plato (M.Ö. 427) ile çağdaştırlar.
Budizmin Tibet ve Moğolistan’daki Şamanistik formuna Lama Budizmi veya Lamaizm denilir. Lama sözcüğü üstün olan demektir. Tibet’te ruhani liderliği ele geçiren Dalai Lama, Lama Budizmi’nin bir sektinin lideridir.
M.S. 7. Yüzyılda Nasturilik de Çin’in büyük bölümünde (özellikle başkent Sian-fu’da) etkindi.
(Yararlanılan kaynaklar: John Ross D. D., The Origin Of Chınese People, 1990; Michael Dillon, Dictionary Of Chınese History, 1979; Samuel Coulıng, The Encyclopaedia Sınıca, 1983, Hong Kong; Witold Rodzinski, A History Of China, Vol. I, 1979).